top of page

COP 31'e Doğru Türkiye’de Sivil Toplumun Rol Arayışı

  • Yazarın fotoğrafı: Sibel Sezer
    Sibel Sezer
  • 2 gün önce
  • 5 dakikada okunur

Uluslararası iklim müzakerelerinde asıl etki Mavi Bölge’de, karar metinlerinin şekillendiği alanlarda yaratılıyor. COP31 öncesinde Türkiye’deki sivil toplum için kritik soru şu: Süreci izlemekle mi yetineceğiz, yoksa yön veren paydaşlardan biri mi olacağız?


Küresel iklim yönetişiminin en önemli karar alma süreçleri devletlerin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS, UNFCCC) kapsamında yürür. Toplantılar arasında en kritik olanı ise Taraflar Konferansı yani COP’lardır. Bu yıl COP31’in Türkiye’de gerçekleştirilecek olması nedeniyle Türkiye'deki paydaşlar olarak hem hazırlık sürecinde hem de toplantılar sırasında nasıl daha etkili katkı sunabileceğimizi inceliyor ve çalışmalarımızı bu doğrultuda yürütüyoruz. COP süreçlerini yıllardır takip eden biri olarak, özellikle bu dönemde sürece yeni dahil olanlar ya da COP mekanizmalarına henüz hâkim olmayanlar için bazı temel konuları paylaşmanın faydalı olacağını düşünüyorum. 

Bilindiği üzere COP, yalnızca birkaç haftalık bir zirve olarak görülmemelidir. Otuz yılı aşkın süredir devam eden bu süreç, her yıl bir öncekinin üzerine inşa edilen, yıl içerisinde teknik toplantılarla adeta kilometre taşları döşenerek ilerleyen uzun soluklu bir müzakere ve iş birliği yolculuğudur. Her toplantı, bir sonrakine bayrağı devreden bir hazırlık aşaması niteliği taşır. Bu nedenle doğru hazırlık yapmak, güçlü bir koordinasyon sağlamak ve sürecin dinamiklerini iyi anlamak, gerçek ve kalıcı etki yaratmanın en temel anahtarıdır.

COP’lar özünde ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede uzlaşı yoluyla ortak kararlar aldığı uluslararası bir müzakere platformudur. UNFCCC çatısı altında yürütülen resmi müzakereler, küresel sıcaklık artışını sınırlandırmayı hedeflerken aynı zamanda iklim değişikliğine uyum politikalarının geliştirilmesi, iklim finansmanı, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları da ele alır. Bu konferanslarda yapılan anlaşmalar ve alınan kararlar ülkelerin ulusal iklim politikalarını doğrudan etkiler. Devletlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları, özel sektör, bilim dünyası ve yerel yönetimler de sürecin sağlıklı ve etkili işlemesine önemli katkılar sunar. 

2015 yılında kabul edilen Paris İklim Anlaşması ile ortaya çıkan Eylem Gündemi de, sivil toplumun COPlarda gündeme gelen konularda somut uygulamalara yönelik çok paydaşlı işbirliklerinin hızlandırılmasını ve bu çalışmaların ulusal iklim planlarına en uygun şekilde yansıtılmasını hedefler. 

Bu yazıda “sivil toplum” kavramı, tüm bu temel paydaş gruplarını kapsayacak şekilde ele alınıyor. Her ne kadar nihai kararlar hükümetler tarafından alınıyor olsa da, sivil toplum kuruluşları sürece “gözlemci” statüsüyle katılarak güçlü bir etki alanı yaratır. Uluslararası iklim müzakerelerinde sivil toplumun katılımı da, aşağıdaki tabloda görüleceği gibi, farklı toplumsal kesimleri temsil eden resmi yapılar üzerinden organize edilir.


















Sivil toplum gözlemci statüsüyle neler yapabilir? 

Sivil toplum kuruluşları toplantıları izleyebilir ve tartışmaları daha geniş kitlelere yayabilir, politika önerileri sunabilir, yan etkinlikler düzenleyebilir ve delegasyonlarla doğrudan temas kurararak resmi kararlara etki edebilir. 

BMİDÇS sisteminde her bir temel grubun bağlı olduğu uluslararası koalisyonlar bulunur. Bunların bazıları uzun yıllar boyunca resmi süreçlere etki edebilmek için çalışmış ve son yıllarda önemli başarılar elde etmişlerdir. COP31’de aynı gruplar elde ettikleri başarıları bir adım ileriye götürmeyi hedefleyeceklerdir.  Bu ağlar yalnızca savunuculuk yapmakla kalmaz, ortak politika mesajları geliştirirler ve bazı durumlarda kendi grupları için önemli olan kararlar oluştururlar, müzakere şeffaflığını takip ederler ve küresel dayanışma platformları oluşturur. Örneğin Climate Action Network gibi uluslararası koalisyonlar yüzlerce kuruluşun ortak talepler etrafında hareket etmesini sağlayarak müzakerelerde kolektif bir ses yaratır. Bu kolektif ses, tek tek kurumların çabalarından çok daha güçlü ve etkili olduğu için büyük önem taşır. Peki Türkiye'deki STK’lar olarak bu sürece nasıl ve ne ölçüde dahil olacağız? Bugün Türkiye'den birkaç STK bu ağların içinde yer alsa da, temsil hâlâ parmakla sayılacak kadar azdır. Türk sivil toplumu açısından bakıldığında, COP31’de de benzer bir temsil düzeyiyle yetinmek ne kadar doğru olur?

Sivil Toplum Hangi Toplantı Alanlarında Nasıl Etki Yapabilir?

COP toplantıları temelde Mavi Bölge ve Yeşil Bölge olmak üzere iki ana alana ayrılır ve bu alanların farklı giriş kuralları bulunur

Değerlendirme Kurulumu Katılımı (Photo: © UN Climate Change - Kiara Worth)









Mavi Bölge, taraf ülkelerin resmi heyetleri, uluslararası kuruluşlar ve akredite gözlemci kurumların yer aldığı resmi müzakere alanıdır; yani kararların şekillendiği, görüşmelerin yürütüldüğü bölüm burasıdır. COP süresi boyunca Mavi Bölge olarak ilan edilen mekanda düzenlenen etkinlikler, Birleşmiş Milletlerin belirlediği kural ve uygulamalar doğrultusunda yürütülür. Bu alana yalnızca özel akreditasyon kartı (badge) ile giriş yapılabilir. Bunun yanında, Koza (Constituency) olarak adlandırılan dokuz temel grup ve diğer paydaş yapıları; kendi aralarında koordinasyonu güçlendirmek, ortak pozisyonlar oluşturmak ve müzakere süreçlerine yönelik stratejiler geliştirmek amacıyla kapalı toplantılar ve iç istişare oturumları da düzenler. Her koza, ulusal müzakere heyetlerine benzer şekilde, her sabah erken saatlerde kendilerine ayrılan odalarda, ve sadece kendi kozalarının üyesi temsilcilerle bir araya gelerek, müzakerelerde öne çıkan başlıkların kendi gruplarının önceliklerine ve beklentilerine etkileri açısından değerlendirirler ve öncelikli konular uzlaşı yoluyla belirlerler. Bu kozalar, Genel Kurum oturumlarında ve teknik müzakerelerde söz alarak kendi görüşlerini COP müzakerelerine katılan hükümet temsilcileri ile paylaşırlar. Kozalar, bunlara ek olarak, yine BM kurallarına uygun şekilde, resmi ve özel pavyonlardaki yan etkinlikler, kapalı özel görüşmeler ve toplantı salonları arasındaki koridorlarda belirlenen uygun mekanlarda düzenlenen çeşitli savunuculuk gösterileri ile müzakerelere yön vermeye çalışırlar.


Baku'den Belem'e Yol Haritası, Mavi Bölge. (Photo: © UN Climate Change - Kiara Worth)








Yeşil Bölge ise daha geniş bir alana yayılan, akreditasyonu olsun ya da olmasın tüm katılımcılarin burada düzenlenen etkinliklere rahatça katılabilecekleri bir alandır. Bu alan, çoğunlukla Mavi Bölge´nin hemen yanında konuşlandırılır, ama evsahibi ülke ve kentin asayiş kuralları ve önceliklerine göre kimi zaman, ev sahibi kentin değişik noktalarında da bağımsız toplantı ve gösteriler düzenleyebilir.  Panellerde, sergilerde ve yan etkinliklerde önemli bilgi ve deneyimler paylaşılırken; çocuklara ve gençlere yönelik aktiviteler, protestolar, duyurular, sanat etkinlikleri ve müzik programlarıyla iklim gündemi daha kapsayıcı ve canlı bir atmosferde ele alınır.



Gençlik Öncülüğünde İklim Forumu Kapanışı (Youth Led Climate Forum) (Photo: © UN Climate Change - Zô Guimarães)










Protesto: “Launch of Don't Gas the South and Don't Gas Latin America" (Photo: © UN Climate Change - Zô Guimarães)










Uyum Finansmanı İçin Acil Eylem (Adaptation Finance Now)













Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Gençlik Çalıştayı (Photo: © UN Climate Change - Kiara Worth)








Uluslararası iklim müzakerelerinde asıl belirleyici alan Yeşil Bölge’den ziyade Mavi Bölge'dir.. Sivil toplumun asıl etkisi devlet delegasyonlarının müzakere yürüttüğü resmi salonlarda daha güçlüdür. Kamuoyu baskısı oluşturmak, bilimsel bilgi üretmek ve toplumsal görünürlük sağlamak önemli araçlar olsa da bunlar müzakere metinlerine etki etmek için yeterli olmayabilirler. Politika metinlerinin müzakere edildiği alanlara erişim sivil toplumun somut sonuç üretmesinin temel koşuludur. Mavi Bölge'de yer alan kuruluşlar delegasyonlarla doğrudan temas kurarak önerilen metinlere katkı sunabilir veya kendi gruplarında önceliklendirilmiş konuların savunculuğunu yapabilirler. Bu nedenle yıllar içinde kazanılmış akreditasyon haklarının korunması ve resmi müzakere alanlarına erişimin genişletilmesi kritik önemdedir. Sivil toplumun gerçek gücü, dışarıdaki toplumsal talebi içerideki diplomasiyle buluşturmasıdır.


Ev sahibi ülkeler çoğu zaman güvenlik veya organizasyon gerekçeleriyle resmi alanlara katılımı sınırlama eğiliminde olabilirler. Oysa iklim krizinin giderek derinleştiği bir dönemde müzakere alanlarına erişimin artırılması gerekir. Mavi Bölge dışında kalmak, karar metinlerinin şekillendiği süreçlerden uzaklaşmak anlamına gelir ve bu durum sivil toplumun etkisini ciddi biçimde azaltır. Hak temelli kuruluşların yıllardır mücadele ederek elde ettiği akreditasyon ve salonlara erişim hakkının korunması bu nedenle kritik önem taşır. Dışarıdaki toplumsal baskı önemli olmakla birlikte, müzakere dilini ve sonuç belgelerini etkileyen esas alanın içerisi olduğu açıktır.


Tam da bu noktada COP31, Türkiye'deki sivil toplumu için önemli bir eşik anlamına geliyor. Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları geçmiş COPlarda çoğunlukla hükümetin kendilerine sağladığı delegeler sayesinde ve ağırlıklı olarak ülke pavyonunda yan etkinlikler düzenlediler. Ancak önümüzdeki dönemde politika önerileri geliştiren, uluslararası ağlarla daha güçlü bağlar kuran, resmi delegasyonlarla teknik temas yürüten ve müzakere süreçlerine bilgi ve uzmanlık sunan bir rolü daha belirgin şekilde üstlenmeleri mümkün. Mavi Bölge'de müzakere edilen toplumsal cinsiyet eylem planı, fosil yakıtlardan çıkış, adil geçiş, ormansızlaşma, iklim finansmanı ve kayıp-zarar mekanizmaları gibi başlıklarda ortak söylem geliştiren bir Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının, COP31’i yalnızca bir ev sahipliği deneyimi değil aynı zamanda küresel iklim yönetişiminde kalıcı bir görünürlük fırsatına dönüştürmesi anlamlı olur. 


COP31, Türkiye’deki sivil toplum için bir etkinlikten çok daha fazlası olabilir, küresel iklim yönetişiminde kalıcı bir aktör olmabilir. 

Bugün sorulması gereken asıl soru Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının iklim müzakerelerinin yönünü etkileyecek güçlü paydaşlardan biri hâline gelmeyi isteyip istemediğidir.



 
 
bottom of page