top of page

Akdeniz’de Yeni Projemiz Başlıyor! İklim Değişikliğine Uyum Sağlamak için Yerel Sesleri Güçlendiriyoruz

  • Yazarın fotoğrafı: Sibel Sezer
    Sibel Sezer
  • 29 May
  • 3 dakikada okunur

Akdeniz kıyısında faaliyet gösteren sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışarak iklim değişikliği konusunda farkındalık ve direnç artırmayı hedefliyoruz.

Yereldeki bilgi ve deneyimlerin karar alma süreçlerine daha güçlü şekilde dahil edilmesi artık bir zorunluluk haline geliyor.



Göz Ardı Edilemeyecek Kırılganlık

Küresel iklim yönetişiminde alınan kararların çoğu müzakere salonlarında şekilleniyor.  Sahadaki gerçeklik ise büyük çoğunlukla bu resmi tartışmaların dışında kalıyor. Uluslararası anlaşmalar hedefler belirlerken, iklim krizinin günlük yaşam üzerindeki etkilerini hisseden yerel kesimler çoğu zaman yeterince temsil edilemiyor.


Günümüzde iklim değişikliği çok boyutlu bir kriz olarak kabul edilyor ve Akdeniz havzası bu süreçte en kırılgan bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Iklim değişikliği Akdeniz bölgesinde karasal ve denizel biyoçeşitliği, tarımı, gıda güvenliğini, yat ve denizciliği, balıkçılığı, turizmi doğrudan etkilediği için yerel ekonomileri tehdit ediyor. Bunların sonuçlarından sadece birkaç tanesini sayalım: Enerji ihtiyacı artıyor, kıyılarda seller daha sık görülüyor, tarımsal üretimde azalma olduğu için fiyat artışları gözlemleniyor, insan sağlığına tehlikeli olan yabancı türler artığı için denizlerdeki turistlerde yaralanmalar artıyor, turizmde riskler artığı için sigorta primleri artıyor ve orman yangınları arttıkça arıcılık üretimi tehlike altına giriyor.


Yerelden Küresele Uzanan Bir Diyalog

Iklim Akademisi olarak teme misyonlarımız arasında uluslararası iklim politikalarıyla yerel uygulamalar arasında bir köprü görevi görmek yere alıyor. Yeni başlayacak projemiz aracılığıyla Akdeniz’de yaşayan yerel toplulukların iklim değişikliği konusundaki deneyimlerini ve ihtiyaçlarını görünür kılmayı hedefliyoruz. Proje kapsamında başta Bodrum, Muğla ve Antalya’da düzenlenecek toplantılarla yerel paydaşlar ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelecek ve çözüm üretme fırsatı bulacaklar. Projenin odağında farkındalık artırma olduğu için çalıştaylar, diyaloglar, podcast’ler, mavi savunuculuk ağları ve politika dokümanları hazırlanacak.


Ilk aşamada yere sorunları tespit ettikten sonra, yerel bilgi birikimini küresel iklim politikalarıyla buluşturmayı arzu ediyoruz. İklim krizine karşı geliştirilecek etkili çözümler, ancak sahadaki gerçekliklerin karar alma süreçlerine yansımasıyla mümkün olabilir.


Neden Akdeniz? Neden Şimdi?

Akdeniz havzası tüm dünyada iklim krizinden en fazla etkilenen bölgelerinden birisi olarak öne çıkıyor. Bilimsel çalışmalar, bölgedeki sıcaklık artışının küresel ortalamanın üzerinde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Su kaynaklarının azalması, deniz suyunun ısınması, biyolojik çeşitlilik kaybı, yabancı türlerin yaygınlaşması ve kıyı ekosistemlerinin baskı altında olması, bölgeyi iklim açısından kritik bir eşikte konumlandırıyor.


Ancak Akdeniz aynı zamanda güçlü bir iş birliği potansiyeline de sahip. Son yıllarda hem ülkemizde hem de farklı ülkelerden yerel yönetimler, akademik kurumlar ve sivil toplum kuruluşları iklim değişikliği konusunda ortak çalışmalar yürütmeye başladılar. Bu ortaklıklar Iklim Değişikliği Taraflar Konferanslarında etkisini gösteriyor. COP27'de başlayan süreç Akdeniz havsasını bölgesel işbirliği çervesinden konumlandırıyor. Daha sonraki COP'larda büyüyen işbirliği ve girişmler sonucunda kurulan Akdeniz Pavyonu bölgeyi uluslararası iklim müzakerelerinde ön plana çıkarıyor.


Yeni başlayacak olan projemiz de bölgesel iş birliğini güçlendirmeyi ve yerel deneyimleri uluslararası platformlara taşımayı amaçlıyor.


COP31’e Giderken Yerel Halkların Katılımı

Iklim Değişikliği Taraflar Konferanslarının özünde devletler arasında yürütülen müzakereler bulunur. Ancak, sivil toplumu, yerel halkları, gençleri, kadınları temsil eden süreçler de önem taşır. Bilindiği gibi gerçek dönüşüm, toplumların sürece aktif katılımıyla mümkün olabilir. Bu nedenle COP31’e giden süreçte Akdeniz’de yükselen  seslerin daha görünür olması büyük önem taşıyor.


Küresel İklim Akademisi’nin başlattığı bu proje, Akdeniz’de iklim dayanıklılığına dair ortak bir anlayış geliştirmeyi ve bölgedeki toplulukların küresel iklim gündeminde daha güçlü temsil edilmesini hedefliyor.


Geleceğe Bakış

İklim tartışmaları ile yerel eylem arasındaki köprüyü kurmak olarak görüyoruz. Uzun vadeli hedefimiz, Akdeniz'in ortak bir iklim dirençliliği bölgesine dönüşmesidir.

Akdeniz'de bugün iklim eylemi konusunda alınacak kararlar, milyonlarca insanın ve dünyanın en özgün ekosistemlerinden bazılarının geleceğini şekillendirecek. COP31'e ilerlerken bu girişimin işbirliğini güçlendireceğini, yerel eylemi canlandıracağını ve gelecek nesiller için daha dirençli bir Akdeniz'in inşasına katkı sunacağını umuyoruz.



Küresel İklim Akademisi, küresel iklim tartışmaları ile yerel eylem arasında bağ kurmak için çalışmaktadır. Akdeniz bölgesinde iklim dirençliliği üzerine çalışan bir sivil toplum kuruluşu iseniz sizi diyaloğa katılmaya davet ediyoruz.

 
 
bottom of page